mimari
Matt PARSLOW
Scott Brownrigg

Sosyal ve kültürel projelerde, özellikle okul ve eğitim binalarında renk kullanmak olumlu sonuçlar veriyor. İster yerel bağlamı anlayıp ona yanıt verebilmek ya da yön bulmaya yardımcı olmak ister bağlılık ve aidiyet duygusu sunmak olsun, renk seçimi hayati öneme sahip. Rengi sadece iki boyutlu düzlemsel yüzeyler açısından değil, renk ve formun birlikte deneyimlendiği üç boyutlu sunum olarak düşünüyoruz. 

renk

Yapı için renk kullanma kararı verme ve renk paleti seçme, tasarım sürecinin ayrılmaz bir parçası. İlk tasarım aşamalarında öngörülen yer veya mekanın mimari karakter üzerinde kaçınılmaz bir etkisi olacaktır. Duygusal bir tepkiyi yansıtan; mimari ve iç mekan tasarımının neyi “ifade etmeyi” amaçladığı konusunda kodlanmış mesajlar gönderen renk açık ya da koyu, zıt veya karışık, hatta eğer istenirse uyumsuz ve rahatsız edici olabilir. 

Renk dizilimlerini bilimsel bir şekilde ölçmeyi ve kaydetmeyi hedefleyen İsviçreli dışavurumcu ressam, tasarımcı ve aynı zamanda Bauhaus’ta öğretmen olan Johannes Itten’in çalışmaları ofisimizde halen referans olarak kullanılıyor.

Sosyal ve kültürel projelerde, özellikle okul ve eğitim binalarında renk kullanmak olumlu sonuçlar veriyor. İster yerel bağlamı anlayıp ona yanıt verebilmek ya da yön bulmaya yardımcı olmak ister bağlılık ve aidiyet duygusu sunmak olsun, renk seçimi hayati öneme sahip. Rengi sadece iki boyutlu düzlemsel yüzeyler açısından değil, renk ve formun birlikte deneyimlendiği üç boyutlu sunumu olarak düşünüyoruz. Renk, tüm mimari ve iç mekan düşüncelerimizle iç içe ve zekice bir proje olsa bile binalarımızın geliştirilmesi, uyarlanması ve anlaşılır hale getirilmesi gerektiğini kabul ediyoruz. 

İngiltere, Walton-on-Thames’te bulunan Three Rivers Academy Lisesi, bu konuyu açıklayan örnek bir çalışma. Proje, 2019 Dünya Mimarlık Festivali’nde “En İyi Renk Kullanımı” ve “En İyi Okul Projesi “kategorilerinde kısa listeye seçildi.

Kişilik sahibi, nitelikli bir okulun öğrencilerin yaşamları üzerinde bırakacağı bütünsel etki hafife alınamaz.

rengin rolü ve işlevi

Three Rivers Academy projesinde renk, okulda her gün eğitim gören çok sayıda öğrenciyi ayırma ve yönetme yöntemi olarak kullanıldı.

Yeni tasarlanan pedagojik sistem, 1.800 kişilik liseye katılan öğrencilere küçük, renkli “evler” tahsis ederek aidiyet ve sahiplenme duygusu kazandırıyor. “Claremont”, “Hampton”, “Richmond” ve “Windsor” adındaki bu evler, içinde eğitim gören öğrencilerle özdeşleşmiş halde.

Hiyerarşik bir yapıda tasarlanan evlerde en üst kat evin üyeleri için özel olarak ayrılmış durumda. Binada aşağı doğru ilerledikçe, bölümlere ayırma azalıyor; erişilebilirlik ve geçirgenlik ise hiçbir bölümlemenin olmadığı zemin kata ulaşana dek artıyor. Bu, üst katlarda daha odaklı ve sessiz eğitimin yapılmasını sağlıyor.

Mimari, malzeme ve renk, bu pedagojik yaklaşımı, her biri kendine özgü karakter ve renge sahip modern evler tarzında tasarlanan dört blok ile somutlaştırıyor. Dört evin her birinin renk aralığını belirlemek için kapsamlı testler yaptık. Kendi kimliklerini ortaya koyacak kadar belirgin ve diğer üç binadan ayrışacak kadar benzersiz olmaları gerekiyordu. Claremont lavanta moru, Hampton bal sarısı, Richmond turkuaz ve Windsor koyu kehribar renginde. Ayrıca, her rengin farklı tonlarını da tasarıma dahil etmek için cephe yüklenicisiyle birlikte çalıştık. Bu çarpıcı cephe, projenin hemen bitişiğinde yer alan ve Londra’ya uzanan demir yolu hattında seyahat eden yolcular için etkileyici bir görüntü yaratıyor.

Ancak, rengin sadece dış cepheyle sınırlı olmasını istemedik. Tıpkı baston şekerler gibi binaların herhangi bir yerden dikine kesiti alındığında dış kısımda kullanılan renk iç mekanda da görülebiliyor. Bu yaklaşım yalnızca genel stratejiyi güçlendirmekle kalmadı, aynı zamanda sezgisel yönlendirme de sağladı.

İç mekan döşemeleri, duvarlar, tavanlar ve hatta çelik konstrüksiyonların tamamı, her binanın rengine uygun şekilde renklendirildi. Hatta mikro düzeyde, isim ve sınıf numara levhaları, binaların üçgen çatılarına benzer şekilde tasarlandı.

Öğrencilerin “The Mall” olarak adlandırdığı 160 metrelik çok kullanımlı alan zemin seviyesinde yer alıyor ve bina boyunca uzanıyor. Yönlendirme için alanı parçalara bölen, kolayca fark edilen ve elbette içinde bulunduğu “evin” rengiyle uyumlu zemin rengi kullandık. Bu renkli zemin kaplaması, en üst kata kadar dikey dolaşım sağlayan merdiven boşluklarına doğru devam ediyor, bu da kullanıcıların konumlarının sezgisel olarak farkında olmalarını sağlıyor. 

Binanın tasarımının, rengin çarpıcı ve maksatlı kullanımının hem öğrenciler hem de öğretmenler için olumlu ve dönüşümsel öğrenme deneyimine önemli ölçüde katkıda bulunduğuna inanıyoruz. Kişilik sahibi, nitelikli bir okulun öğrencilerin yaşamları üzerinde bırakacağı bütünsel etki hafife alınamaz.