West 8
 

Sürdürülebilirlik işimizin daima vazgeçilmez bir parçası. Tasarım sürecimizde sürdürülebilirlik; ekoloji, lokasyon, tarih, coğrafya gibi yerel bağlamlarla bir arada değerlendirilir. Planlarımız lokasyon, kültürel bağlam ve en nihayetinde son kullanıcı gibi anahtar değerler aracılığıyla sürdürülebilirlik konusunu geliştirmeye odaklanır. Yeniden kullanım ve geri dönüşüm, ekolojik katma değer, enerji tasarrufu ve eğer mümkünse üretim, uygulanabilir her noktada tasarımlarımıza dahil edilir.

sürdürebilirlik yaklaşımı

Kuruluş yılımız 1987’den bu yana sürdürülebilirlik işimizin daima vazgeçilmez bir parçası. Tasarım sürecimizde sürdürülebilirlik; ekoloji, lokasyon, tarih, coğrafya gibi yerel bağlamlarla bir arada değerlendirilir. Planlarımız lokasyon, kültürel bağlam ve en nihayetinde son kullanıcı gibi anahtar değerler aracılığıyla sürdürülebilirlik konusunu geliştirmeye odaklanır. Sonuç olarak, tasarımlarımız, konumlandığı alana özgü ve uzun ömürlü bir değer sağlar. Her projeyle kullanıcıları tarafından benimsenecek ve gurur duyulacak bir tasarım geliştirmeyi amaçlıyoruz. Dolayısıyla kültürel yapılar yoluyla sürdürülebilirlik, tasarım felsefemize güçlü bir şekilde dahil edilmiştir. Bu yaklaşımın özünde, projenin sürdürülebilir hedeflere katkısını belirleyecek olan gerçek “uygunluk” meselesini ele alırız.

Tasarımın sınırlarını keşfetmekten çekinmiyoruz. Yeniden kullanım ve geri dönüşüm, ekolojik katma değer, enerji tasarrufu ve eğer mümkünse üretim, uygulanabilir olan her noktada tasarımlarımıza dahil edilir. Entegre tasarımın ve projelere bütünsel yaklaşımın hem müşteriye hem de kullanıcıya katma değer sağladığına inanıyoruz.

Yeniden kullanım ve geri dönüşüm, ekolojik katma değer, enerji tasarrufu ve eğer mümkünse üretim, uygulanabilir olan her noktada tasarımlarımıza dahil edilir. Entegre tasarımın ve projelere bütünsel yaklaşımın hem müşteriye hem de kullanıcıya katma değer sağladığına inanıyoruz.

uygulama

Sürdürülebilirlik projelerimiz her zaman iki temel değere odaklanır: Bütünsellik ve özgünlük. Gerçekten sürdürülebilir olmak için, benzersizlik bağlamını göz önünde bulundurmanın önemine inanıyoruz.

New York Limanı’ndaki 87 dönümlük hareketli bir yerleşim merkezi Governors Island’da, ada için koruyucu bir bariyer olarak davranan ve ağaç köklerini suyun yüksek seviyesi üstüne çekerek adanın ziyaretçileri ve bitkileri için kuşaklar boyu güvenlik sağlayan farklı ve yeni arazi olan The Hills’i yaratmak için yıkılan binalar ve metro hatlarından geri kazanılmış malzemeler kullanıldı ve adayı 100 yıllık sel bölgesinden yukarıya çektik. Sonuç olarak bu popüler ada, Sandy Kasırgası’ndan nispeten zarar görmemiş oldu. Bugün Governors Island (Valiler Adası), muhteşem bir deniz kenarı açık alan sunarken New York kenti ve ziyaretçileri için değerli bir bölge olarak dayanıklılığın önemine dair harika bir örnek teşkil ediyor.

Aynı şekilde Kanada’daki WaveDecks projemiz, Toronto Merkez Rıhtımı boyunca, bir zamanlar halkın göle erişimini kısıtlayan dar kaldırımlara sahip sahil bölgelerinde yeni sosyal alanlar sunuyor. Her güvertenin (deck) altında farklı bir su habitatı bulunuyor. Göl balığı için barınak ve besleme olanakları sağlamak amacıyla dere taşından sığlıklar, ağaç kütükler ve setler kuruldu. Bu önemli sürdürülebilir özellik, 24 LED ışıktan oluşan mükemmel bir su altı aydınlatmasıyla geceleri özenle vurgulanıyor.

1994’ten beri denetleyici peyzaj mimarı olduğumuz Amsterdam’daki Schiphol Havalimanı’nda kışın uçağa püskürtülen glikol antifriz akışını dikkate almak zorunda kaldık. Tasarımımız, püskürtülen antifirizi havuzlarda topluyor, daha sonra yakındaki veri merkezinin soğutma suyuyla ısıtılarak algler için ideal büyüme koşulları yaratıyor. Bu alg havuzları, yakınlardaki enerji merkezini çalıştıran düzenli biyokütle kaynağı sağlıyor.