ARGEPLANO
Hayati KÜÇÜK | Yönetim Kurulu Başkanı
MIPIM 2025, gayrimenkul sektörünün küresel ölçekte nasıl şekillendiğini görmek adına etkileyici bir deneyimdi.
hazırlık…
Dünyanın dört bir yanından yatırımcılar, önemli şehirlerin üst düzey yöneticileri, mimarlar ve geliştiricilerle aynı platformda yer alarak bilgi paylaşımında bulunmak; sektörün yönünü, beklentilerini ve gelecek vizyonunu yerinde anlamamızı sağladı. Katılımcı profili, organizasyon kalitesi ve etkileşim olanakları açısından oldukça ilham vericiydi.
Son yıllarda proje süreç yönetimi kurgumuzu ve iş dünyasına yönelik özel olarak geliştirdiğimiz ISDBM iş modelimizi daha global bir bakış açısıyla sunma hedefiyle önemli adımlar attık. MIPIM, bu hedefin doğal bir uzantısıydı. Uluslararası yatırımcılarla görüşmek, projelerimizi ve iş geliştirme modellerimizi tanıtmak, yeni iş birliklerine zemin hazırlamak ve sektördeki güncel eğilimleri doğrudan yerinde deneyimlemek adına bu fuar bizim için stratejik öneme sahipti.
MIPIM 2025’e önceki yıllara göre daha iyi hazırlandığımızı düşünüyorum. Türkiye’de gayrimenkul sektörünün tüm paydaşlarını bir araya getiren, sektörün en geniş STK’sı GYODER (Gayrimenkul Yatırımcıları Derneği) çatısı altında, çok sayıda şirketimizle birlikte katılımcı bir sinerji oluşturduk. Bu nedenle hazırlık sürecini oldukça titiz ve stratejik yürüttük.
Özellikle önceden randevulaşma sistemiyle birebir görüşmeler planlayarak etkinliğe sadece ziyaretçi değil, aktif bir oyuncu olarak dahil olmayı hedefledik. ARGEPLANO olarak global ölçekte hedeflediğimiz platformlara uygun içerikler oluşturduk.
Şirket bünyemizde geliştirdiğimiz Yatırım Stratejisi Geliştirme İş Modeli (ISDBM) süreçlerinde uyguladığımız iş geliştirme, değer üretme, sürdürülebilirlik, dijitalleşme ve yapısal gelişim gibi küresel trendleri vurguladık.
Ayrıca, sadece proje paylaşmakla kalmayıp doğru iş birliklerini kurmak, sektörel panellere katılarak bilgi edinmek ve kendi vizyonumuzu beslemek amacıyla da çok yönlü bir hazırlık gerçekleştirdik. Bu planlı yaklaşım sayesinde hem daha etkili bağlantılar kurabildik hem de şirketimizin uluslararası sahnedeki duruşunu net bir şekilde ifade edebildik diyebilirim.
The Global Urban Festival…
The Global Urban Festival teması, MIPIM 2025’in klasik bir gayrimenkul fuarının ötesine geçerek aslında bir fikir ve vizyon buluşması haline geldiğinin en güçlü göstergesiydi. Bu yıl şehirler yalnızca yatırım alanı olarak değil, aynı zamanda sosyal yaşamın, kültürün, inovasyonun ve insan odaklı tasarımın merkezi olarak ele alındı.
Etkinlik alanının farklı noktalarında düzenlenen paneller, enstalasyonlar ve buluşma alanları bu temayı çok iyi yansıtıyordu.
Artık gayrimenkul yatırımları sadece metrekare ya da kâr ile değil, yaşanabilirlik, erişilebilirlik ve aidiyet gibi değerlerle de konuşuluyor.
Bu temayla birlikte biz de projelerimizi sadece fiziksel yapılar olarak değil, birer yaşam deneyimi olarak paylaşma şansı bulduk. Bu konsept, özellikle mimari ve kentsel tasarım disiplinleriyle entegre çalışan proje yönetimi firmaları için büyük bir fırsattı. Çünkü biz şehirleri sadece inşa etmiyoruz; onları yaşanabilir, sürdürülebilir ve anlamlı kılmak gibi bir sorumluluğumuz var. MIPIM 2025 bu yaklaşımı net biçimde destekleyen bir zemin sundu diyebilirim.
öne çıkan konular & trendler…
Sürdürülebilirlik, yapay zeka, konut krizi ve kamu–özel sektör iş birlikleri fuarın ana gündemindeydi.
MIPIM etkinliğini klasik anlamda bir gayrimenkul pazarlama, emlak satış veya inşaat zirvesi olarak değerlendirmemek gerekiyor. Dünya perspektifinde baktığımızda MIPIM’e gayrimenkul sektörünün DAVOS’u diyebiliriz aslında. 100’e yakın ülkeden gelen 20 binden fazla delegenin katıldığı, uluslararası şirketlerin 300’den fazla standının olduğu etkinliğe kurumsal yatırımcıların, geliştiricilerin, mimar-mühendislerin, özel sektör temsilcilerinin, medya mensuplarının, finans kuruluşlarının, resmi kurum yöneticilerinin, belediyelerin, bürokratların ve çeşitli alanlardan iş insanlarının katıldığını görüyoruz.
MIPIM 2025 konferans programının ana teması The Global Urban Festival ile tam bir vizyon şölenine dönüştü ve dört ana eksende güçlü içerikler sundu. Etkinlikte öne çıkan konu başlıklarını şu şekilde özetleyebiliriz:
1 | Sürdürülebilirlik ve Karbon Azaltımı (Road to Zero): Şehirlerin karbon yol haritaları, mevcut stokun dekarbonizasyonu, finansal yatırım modelleri ve iklim risklerine karşı direnç stratejileri tartışıldı. ESG (Çevresel, Sosyal ve Yönetişim) uygulamalarının, yatırımcılara somut geri dönüşler sağladığı vurgulandı. Panelde paylaşılan sürdürülebilirlik sadece uygulamadan dönüşüm sağlamak değil, bu dönüşümün nasıl raporlanıp ölçülebileceğini de içermeli mesajı ilgi çekiciydi.
2 | Yapay Zeka ve Dijitalleşme: Teknolojiyle ilgili oturumlarda yapay zekânın yatırım analizlerinde ve operasyon optimizasyonunda nasıl kullanılacağı detaylı şekilde ele alındı.
3 | Şehir Rekabetçiliği ve Demografi: Etkinlikte şehirlerin rekabetçi olabilmesi için sürdürülebilirlik, altyapı, dirençlilik ve teknolojiyi nasıl bütünleştirdiğine odaklandı.
4 | Konut ve Barınma Krizi: Housing Matters! zirvesinde, Danimarka, Fransa ve Birleşik Krallık’tan üst düzey yöneticiler ile “gerçekçi ve ulaşılabilir çözümler” konusunda bilgi paylaşımı sağlandı.
5 | Gayrimenkul Geliştirme Alanları: Lojistik, Sağlık, Veri Merkezleri: Asset Class Stage kapsamında ofis, lojistik, sağlık, veri merkezleri ve life‑science gibi yeni alanlarda iş fırsatları ve yenileme stratejileri detaylı işlendi.
6 | Kamu–Özel Sektör İş Birlikleri (PPP): Make It Happen sahnesinde kamu-özel ortaklıkların nasıl daha etkili organize edileceği üzerine odaklanıldı.
Bu zengin içerik ve renklilik, bizim için birden fazla perspektif kazanma olanağı sundu. Bu yaklaşımları iş dünyasının profesyonel yönetim süreçlerinde kullanmasını tavsiye ediyoruz.
- Sürdürülebilirliğe yatırım yapmanın finansal geri dönüşünü net bir şekilde anlatmak, proje sunumlarımıza yeni argümanlar ekleyebilir.
- Yapay zekâ ve dijitalleşmenin proje yönetimine entegrasyonu, özellikle operasyonel verimliliği ve risk yönetimini güçlendirebilir.
- Piyasa trendlerinin öğrenilmesi, özellikle lojistik, veri merkezleri ve sağlık gibi sektörel niş alanlar, ilgili portföyler üzerinden stratejik planlama yapma imkânı sunabilir.
- PPP modelleri ve küresel konut çözümleri, yerli/milli projelere adaptasyon imkanı sağlayabilir.
Genel değerlendirme olarak tabloya bakıldığında, MIPIM 2025’in keşif odaklı programı (AI, sürdürülebilirlik, şehir direnci, yeni aktörler ve forumlar) mimari ve proje süreç yönetimi pratiğimiz açısından büyük ufuk açtı diyebiliriz.
MIPIM 2025 | perspektif…
MIPIM 2025, beklentilerimizin üzerinde bir etki yarattı. Sadece bir fuar değil; şehirlerin, yatırımın, mimarlığın ve teknolojinin kesiştiği bir fikir platformuydu adeta. Katılımcı profili son derece nitelikliydi; karar verici pozisyonda birçok yatırımcı, şehir temsilcisi ve sektör lideriyle birebir temas kurma fırsatı bulduk.
Bizi en çok etkileyen unsurlardan biri, fuarın bu yıl sadece yatırım odaklı değil, aynı zamanda kültürel, sosyal ve çevresel boyutlarıyla kent yaşamını merkeze alan bir dil geliştirmiş olmasıydı. “The Global Urban Festival” teması, bu anlamda çok yönlü düşünen profesyoneller için oldukça ilham vericiydi.
Ayrıca yapay zeka, karbon nötr şehirler, kamu-özel sektör iş birlikleri, yaşlanan nüfus ve konut krizi gibi küresel temaların sadece konuşulmakla kalmayıp, somut örnekler ve projeler üzerinden tartışılması oldukça değerliydi.
Özellikle Kuzey Avrupa şehirlerinin sunduğu sürdürülebilir kentsel dönüşüm (yeni adıyla yapısal gelişim) projeleri ve Uzak Doğu’dan gelen teknoloji odaklı akıllı şehir yaklaşımları, bize farklı coğrafyalardan öğrenilecek çok şey olduğunu bir kez daha gösterdi.
Kendi firmamız ARGEPLANO adına konuşacak olursam; doğru hazırlanmış bir stratejiyle bu tür global etkinliklerin sadece gözlem değil, aynı zamanda aktif iş geliştirme ve pozisyon alma fırsatına dönüşebileceğini net biçimde gördük.
Bu yılın en büyük kazanımı, uluslararası düzeyde kurduğumuz ilişkiler ve aldığımız davetler oldu.
Türkiye, jeopolitik konumu ve potansiyeliyle güçlü bir aktör. Ancak bu potansiyelin MIPIM gibi global platformlarda hak ettiği ölçüde temsil edilip edilmediği konusu hala tartışmaya açık.
MIPIM 2025’te Türkiye’den bazı nitelikli projeler ve girişimler öne çıksa da genel olarak daha kolektif, planlı ve vizyoner bir temsil ile çok daha etkili bir duruş sergileyebileceğimize inanıyorum. Bugün dünyada artık sadece yatırım değil, değer ve hikaye arayan bir yatırımcı profili var. Türkiye’de bu hikayeyi anlatacak projeler de uzmanlık da insan kaynağı da fazlasıyla mevcut. Eksik olan şey, bu potansiyeli doğru bir kurgu ve doğru stratejiyle global vitrine taşımak.
Dünya sahnesinde Türkiye, halâ yüksek potansiyelli ancak iletişimde eksikleri olan bir ülke olarak konumlanıyor. Oysaki bizim hem Anadolu’nun çok katmanlı tarihinden gelen bir mimari hafızamız, hem de çağdaş tasarımla birleşen güçlü bir teknik kapasitemiz var. Bu yönümüzü daha iyi ifade edebilmek için kamu-özel sektörün birlikte hareket ettiği, sürdürülebilir ve katma değer üretme vizyonuyla uluslararası standartlarda geliştirilen projelerin artması gerektiğine inanıyorum. Özetle;
Türkiye sahnede var, ancak sahnenin tam merkezinde değil. Bu durumu değiştirmek bizim elimizde.
Biz profesyonellerin bu dönüşüme katkı sunması da artık stratejik öneme sahip bir sorumluluk halini aldı.
MIPIM’in gelişimi & ilerlemesi…
Bu yılın en büyük farkı; gayrimenkulün yalnızca bir yatırım aracı değil, aynı zamanda toplumsal dönüşümün, teknolojinin ve sürdürülebilirliğin merkezinde yer alan bir araç olarak yeniden tanımlanmasıydı.
Geçmiş yıllarda daha çok ticari ilişkilerin ve klasik yatırım sunumlarının öne çıktığı bir yapı varken, 2025’te şehirlerin kültürel, çevresel ve dijital geleceği ön plana taşındı. “The Global Urban Festival” teması tam anlamıyla bu dönüşümün simgesiydi.
Yapay zeka, karbon nötr kentler, konut krizi, kamu-özel sektör iş birlikleri gibi konular artık fuarın yan başlıkları değil, ana gündem maddeleriydi. Bu değişim bana göre sektörün geleceğine dair çok net bir mesaj veriyor: Yalnızca bina değil, yaşanabilir kentler üretmek gerekiyor. Mimarlık ve proje süreç yönetimi perspektifinden bakınca, artık sadece teknik yeterlilik değil; sosyal fayda, çevresel duyarlılık ve dijital yetkinlik de yatırımcılar açısından belirleyici hale geliyor.
Bu yaklaşım, bizim gibi bütünsel düşünen, proje geliştirme sürecine strateji, tasarım ve sorumluluk bilinciyle yaklaşan firmalar için büyük bir fırsat yaratıyor. Gelecekte ayakta kalacak projelerin; estetikten çok daha fazlasını, yani vizyon ve değer taşıması gerektiği çok açık.
MIPIM 2025, yalnızca bir sektör buluşması değil; bizim için aynı zamanda bir vizyon testi ve yön belirleme aracı oldu. Etkinlik boyunca edindiğimiz temaslar, gözlemler ve içerikler; özellikle uluslararası yatırım beklentilerinin, kent tasarımı ve proje süreç yönetimi anlayışının ne yönde evrildiğini çok net gösterdi. Bu deneyimi, şirketimizin stratejik planlamasına doğrudan entegre edeceğiz. Özellikle şu üç başlıkta önemli adımlar atmayı planlıyoruz:
Uluslararası İş Birlikleri | Görüştüğümüz yatırımcılar ve yabancı proje paydaşlarıyla bağlantılarımızı sıcak tutarak, Türkiye’de ve yakın coğrafyada ortak iş geliştirme modelleri kurmak istiyoruz. MIPIM’de tanıttığımız bazı projelere doğrudan ilgi gösteren kurumlar oldu; bu temasları hızla somutlaştırmak önceliğimiz.
Proje İçeriği ve Sunum Yaklaşımı | Gördük ki artık proje üretiminde yalnızca teknik yeterlilik değil, anlatım biçimi, sürdürülebilirlik kriterleri ve sosyal etki boyutu da ön plana çıkıyor. Bu nedenle sunumlarımızı daha fazla veri odaklı, dijital ve sürdürülebilirlik temelli bir düzleme taşıyacağız.
Yönetsel Gelişim ve İç Eğitim | MIPIM’den elde ettiğimiz sektörel bilgiler ve yeni trendler, yalnızca üst düzey kararlar için değil, ekip içi gelişim için de kullanılacak. Özellikle karbon nötr tasarım, AI destekli planlama ve kentsel esneklik konularında iç eğitim ve yeniden yapılanma süreci başlatacağız.
Bu yıl MIPIM’de edindiğimiz perspektif, sadece iş geliştirme anlamında değil, şirket kültürü ve gelecek vizyonu açısından da bizi geliştirdi diyebilirim. Artık sadece projeler üretmiyoruz; aynı zamanda bu projelerin içinde hayat bulan şehir değerleri üzerine düşünmeye başlıyoruz.