A Tasarım Mimarlık
Ali Osman Öztürk | Kurucu
MIPIM 2025, Türk mimarlar için yeni bir açılış, yeni bir başlangıç!
MIPIM 2025 | perspektif…
MIPIM 2025 oldukça hareketli geçti; tüm alanlar doluydu. Katılım hem nicelik hem de nitelik açısından güçlüydü ve Türk mimarlık ofisleri etkinlikte etkili bir şekilde temsil edildi. Katılımcı olarak beklentilerimizi karşılayan, başarılı bir organizasyondu. MIPIM 2025 için federasyon olarak on ofis hedefiyle yola çıkmıştık; sonuçta dokuz ofisle katılım sağladık.
Stantta; sektörün önde gelen Türk mimarlık ofisleri A Tasarım Mimarlık, Dome+Partners, DS Landscape & Architecture, Efekta Architects, GAD Architecture, Melike Altınışık Architects (MAA), Norm Architects, rgg Architects ve Tabanlıoğlu Mimarlık projelerini tanıttı.
Bunun yanı sıra, Türk mimarlık sektörü açısından önemli bir gelişme yaşandı: Melike Altınışık, MIPIM 2025’te jüri üyesi olarak yer aldı. Daha önce Enis Öncüoğlu’nun da jüri üyeliği yapmış olması, Türk mimarların uluslararası mimarlık etkinliklerindeki görünürlüğünün ve bilinirliğinin giderek arttığını gösteriyor.
Türkiye Mimarlar Federasyonu…
Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne uyum yasalarının gündemde olduğu dönemde, AB binasında çeşitli toplantılar yapılıyordu. Hem Avrupa’ya hem de dünyaya uyum sağlama gerekliliği vurgulanıyor ve şu ifade dile getiriliyordu: “Sizin gibi organizasyonlar dünyada federasyonlar halinde örgütleniyor. Sizin de federasyon olmanızı tavsiye ediyoruz.”
Bunun üzerine mevzuatımızı inceledik; beş derneğin bir araya gelmesiyle federasyon kurulabildiğini gördük. Kısa sürede İstanbul ve İzmir’de dernekler kuruldu. Ardından Bursa, Muğla ve Akdeniz’de üç dernek daha açıldı. Böylece altı derneğin bir araya gelmesiyle Türkiye Mimarlar Federasyonu (Turkish Architects Federation) kuruldu.
Türkiye Mimarlar Federasyonu’nun kuruluş sürecinde şunu fark ettik: Federasyon olduğunuzda farklı bir platforma taşınıyor ve belirli bir ayrıcalık elde ediyorsunuz. Özellikle yurt dışında Türk mimarlara yönelik bakış açısı değişiyor; temsiliyetimiz daha farklı ve güçlü algılanıyor.
Bu etkinin somut sonuçlarını deprem sonrası dönemde de gözlemledik. Depremin ardından dünyanın dört bir yanından destek ve yardımlar geldi. Amerika’daki Türk mimarlar hem proje üretmek hem de maddi fonlarla katkı sağlamak istediler.
O dönemde New York’ta AIA (Amerikan Mimarlar Derneği) ile bir görüşme gerçekleştirdim. Yanılmıyorsam bu görüşme, federasyonun resmi olarak onaylanmasından önce yapılmıştı; bu nedenle federasyon adına yürütülen temaslar yarı resmi bir nitelik taşıyordu. Buna rağmen, bu görüşmeler sayesinde uluslararası iş birliklerinde daha fazla ciddiye alındığımızı açıkça hissettik
öne çıkan konular ve trendler…
Etkinliğin güçlü bir sosyal boyutu da vardı. Başta GYODER olmak üzere, etkinlikte yer alan kurumlar ve devlet kurumlarıyla samimi ilişkiler kuruldu; etkili ve verimli diyaloglar gerçekleşti. Sunulan Türk kahvesi ve lokumlar büyük beğeni topladı. Katılımcılar stantlarımızı ziyaret etmekten keyif aldılar, tanıdıklarıyla karşılaştılar. Bu süreçte Türk misafirperverliğinin ve doğrudan etkileşimin olumlu etkilerini açıkça gözlemledik.
Ayrıca, doğaya duyarlı, çevreci ve sürdürülebilir mimari anlayışının son dönemde tasarımlarda belirgin biçimde öne çıktığını bu etkinlikte net bir şekilde gördük.
Büyük ölçekli kentsel projelerin, kentsel dönüşüm çalışmalarının, master plan düzeyindeki yaklaşımların ve kentsel yaşam kalitesini artırmaya yönelik proje ve sunumların, geçmişe kıyasla daha fazla ön plana çıktığını söyleyebiliriz.
MIPIM’in gelişimi ve ilerlemesi…
Bizim A Tasarım olarak MIPIM’e ilk katılımımız yaklaşık 20 yıl önce gerçekleşti. O dönemde yaptığımız alışveriş merkezleri sayesinde, bugün Alkaş & HAN Spaces Yönetim Kurulu Başkanı ve Türkiye MIPIM temsilcisi olan Avi Alkaş, etkinliğe katılmamızı önermişti. Katılımımız oldukça amatörceydi; ancak yine de bizim için önemli bir başlangıç oldu.
Avi Alkaş’ın “Burada süreklilik çok önemli” sözüne yıllar içinde birebir tanık olduk. Gerçekten de MIPIM gibi uluslararası mimarlık ve gayrimenkul etkinliklerinde süreklilik sağlamak hem görünürlük hem de iş birlikleri açısından kritik bir unsur. Bu nedenle süreklilik kavramının özellikle altını çizmek isterim.
Zamanla hem A Tasarım olarak hem de işverenlerimizle birlikte çok sayıda MIPIM katılımı gerçekleştirdik. Lansmanlarda yer aldık, davetli olarak katıldık ve davetli götürdük. MIPIM’in yıllar içinde yükselişe geçtiği, yavaşladığı ve yeniden ivme kazandığı dönemler oldu. Bu tür uluslararası etkinliklerde, dış faktörlere bağlı olarak zaman içinde inişler ve çıkışlar yaşanması son derece doğal.
Farklı ülkelerin belirli dönemlerde daha etkin olduğu yıllar da oldu. Örneğin bir dönem Ruslar oldukça güçlü katılım sağlıyor ve çok sayıda iş üretiyorlardı. MIPIM’de mimarlar yeni işverenlerle tanışıyor, işler alıyor; aynı zamanda büyük yatırımların lansmanları yapılıyor ve bazı projeler el değiştiriyordu.
Sonraki yıllarda Orta Doğu’dan, özellikle Katar başta olmak üzere Arap ülkelerinden güçlü bir katılım dalgası yaşandı ve bunun da önemli etkileri oldu. 2025 yılında ise Suudi Arabistan’ın oldukça etkin olduğunu gözlemledik; büyük alanlar kiralamış, nitelikli organizasyonlar düzenlemiş ve varlıklarını net biçimde hissettirmişlerdi.
MIPIM, profesyoneller için sektöre dair güncel bilgiler edinme, iş olanakları yaratma ve kalıcı ilişkiler kurma açısından önemli bir platform olmasının yanı sıra, güçlü bir imaj oluşturma aracı da sunuyor.
Bu olanağı etkin biçimde kullandıklarını söyleyebiliriz. Bu yılki gözlemimde Katar’ın yaklaşımı ise daha “ayağı yere basan” bir çizgideydi. Ayrıca Türk Cumhuriyetleri’nden, muhtemelen Özbekistan’dan, master plan ölçeğinde dikkat çekici örnekler de yer alıyordu.
MIPIM’de bir büyük salon, bir küçük salon ve bir de dış alan bulunuyor. Dış alan özellikle büyük önem taşıyor. Uzun yıllardır bu alanda iki büyük çadır yer alıyor: Londra ve Paris çadırları. Bu katılımlar devlet destekli olarak gerçekleşiyor; bakanlıklar, belediyeler ve hatta cumhurbaşkanlıkları düzeyinde destekleniyor. Çadır, organizasyon ve benzeri tüm masraflar kamu tarafından karşılanıyor.
Geçmiş yıllarda biz de Türkiye olarak İstanbul Çadırı ile katılım sağlamıştık ve bunun da son derece etkili olduğunu söyleyebilirim. İstanbul’un uluslararası bilinirliği bu noktada önemli bir avantaj sağladı. İstanbul adına katıldığımız dönemde bizde de devlet desteği vardı; ancak bu destek bugünkü Londra ve Paris örneklerindeki kadar kapsamlı değildi.
Yapılan harcamaların bir bölümü, ülkeye iş kazandırma, sektörü geliştirme ve marka değerini artırma amacıyla desteklenmişti. Bu katılım sanıyorum iki yıl üst üste gerçekleşti; ancak maalesef süreklilik sağlanamadı. Buna rağmen, o dönemde devlet kurumlarının katılımı sayesinde güçlü ilişkiler kuruldu ve önemli kazanımlar elde edildi.
MIPIM’de farklı niteliklerde katılımcılar yer alıyor. Uzun yıllardır özellikle Almanya Sergisi ve Alman mimarların organizasyonu dikkatimi çekmiştir. Fuarda mekansal anlamda da bir süreklilik söz konusu. Eğer bir alanda konumlandıysanız ve ertesi yıl da aynı yerde olmak istiyorsanız, fuar bitmeden protokol yaparak yerinizi gelecek yıl için rezerve edebiliyorsunuz.
Alman mimarlar bu sistemi yıllardır istikrarlı biçimde kullanıyor; aynı yeri koruyarak hatta zamanla büyüterek herkesin belleğinde kalıcı bir konum elde ettiler. Bu sayede onları her yıl aynı yerde bulmak mümkün oldu.
Bu konuyu uzun yıllardır ALKAŞ ile konuşuyoruz. Gerek TSMD (Türk Serbest Mimarlar Derneği) döneminde gerekse federasyona geçiş sürecinde gündeme getirdik. Stant yerinin çok iyi olması gerektiği konusunda hep hemfikirdik; elbette bütçe de önemli bir unsurdu. Önceki yıllarda bazı alanlar önerilmişti; ancak hiçbiri mevcut yerimiz kadar güçlü değildi. Amerikalıların meşhur bir sözü vardır: “Ev alırken üç şeye dikkat etmelisiniz: Lokasyon, lokasyon, lokasyon.” Ben bu yaklaşımı her zaman önemsedim ve bu konuda ısrarcı oldum.
2025 yılında gerçekten çok iyi bir yer bulundu ve sevindirici olan şu ki, bu yeri 2026 için de tuttuk. Stant alanımız bu yıl Alman mimarların tam çaprazındaydı; bu durum beni özellikle memnun etti. İlginç bir şekilde, bu alan önceki yıllarda Fransız mimarlara aitti; daha büyük bir alan arayışına girdikleri için biraz ileriye taşınmışlar ve bu alan boşa çıkmış. Böylece konumumuzun yer aldığı üçgen oldukça güçlü bir hal aldı.
Hatta alanımızı büyütmek istedik; Murat Tabanlıoğlu bu konuda ciddi çaba gösterdi. Ancak katılımcıların büyük bölümü yıllardır aynı alanlarda yerleşik olduğu ve yerlerine çok bağlı olduğu için bu mümkün olmadı. Buna rağmen, standımızı ziyaret eden misafirlerden konumumuzla ilgili son derece olumlu geri dönüşler aldık. Mevcut yerimizi koruyacağımızı ve bu avantajı sürdüreceğimizi umuyorum.
katkı…
Bu yıl Türk mimarlar olarak federasyon çatısı altında stant açmamız, katılımımıza farklı bir ciddiyet kazandırdı. Oluşturduğumuz algıda, Alman ve Fransız meslektaşlarımız kadar güçlü bir duruş sergilediğimizi söyleyebiliriz.
Daha ilk gün RIBA’dan bir başkan yardımcısı standımızı ziyaret etti ve bizi RIBA’ya üye yapmaktan memnuniyet duyacağını ifade etti. Ertesi gün ise Londra Çadırında başkanlarıyla görüşmek üzere davet edildik ve son derece olumlu bir şekilde ağırlandık. Murat Tabanlıoğlu başta olmak üzere bazı mimarlarımızın halihazırda RIBA üyesi olması da bu temasları güçlendirdi. Aynı gün RIBA temsilcilerini standımıza davet ettik; onlar da davetimize katıldılar.
Ayrıca Alman Mimarlar Birliği Başkanı’nın da standımızı ziyaret ederek arkadaşlarımızla görüşmeler gerçekleştirdiğini öğrendik. Tüm bu temasların, federasyon olarak katılım sağlamamızın doğal bir sonucu olduğunu düşünüyorum. Nitekim yıllardır MIPIM’e katılmamıza rağmen, bu denli ciddi ve üst düzey görüşmeler oldukça nadir yaşanıyordu.
Önümüzdeki yıllarda bu katılımı daha da geliştirmeyi ve MIPIM’deki etkinliğimizi artırmayı hedefliyoruz.
Hatta ilerleyen dönemlerde bir Türkiye Oturumu düzenlenmesi dahi mümkün görünüyor. Federasyon çatısı altında hareket etmemizin, bu hedeflerin hayata geçirilmesine önemli katkı sağlayacağına inanıyoruz.
Etkinliğe katkı sunan sponsorlarımız da oldu. NURUS mobilya desteği sağlarken, stant panoları KASSO tarafından hazırlandı. Bu vesileyle kendilerine teşekkür etmek isteriz.
MIPIM 2026…
2026’da da 9 ofis olacak gibi görünüyor. Ofis sayımızın gelecek yıllarda artmasını umuyoruz; 9 değil, 25–30 ofis olmasını isterim. Ülkemizi daha geniş bir yelpazede tanıtalım, uluslararası ortamda daha kapsamlı bir katılım ortaya koyalım, daha büyük bir söz hakkımız olsun isterim.
Ofislerin çalışmaları için de katılımda süreklilik sağlandığı takdirde oldukça olumlu sonuçlar alındığını söylemek mümkün. Yeterli bilinirlik sağlanır ve bu katılımın ülkemize olan olumlu katkılarına dikkat çekilebilirse, ofisler de daha fazla katılım sağlamak isteyeceklerdir.