Museum at Prairiefire

Verner Johnson

MÜZE | KANSAS, ABD

© Sam Fentress

60 dönümlük yeni bir banliyö yaşam, iş, eğlence projesinin imza binası olan Prairiefire Müzesi, Amerikan Tabiat Tarihi Müzesi’nden birinci sınıf seyyar sergiler sunan bir toplum merkezi olarak tasarlanmış. Yerel nüfusu daha geniş kültürel ve bilimsel etkinliklere dahil ederek müze, bölgenin zengin öyküsünü mimari açıdan kutlarken onu daha geniş bir bağlama dayandırıyor ve toplum için bir kimliğin oluşturulmasına yardımcı oluyor. Renk ve heykel biçimlerinin kullanımıyla tasarım çevresiyle güçlü bir tezat yaratıyor fakat aynı zamanda yeni ve kışkırtıcı bir yerellik yaratmak için farklı malzeme, biçim ve teknolojileri en iyi şekilde düzenleyerek yerel hassasiyetleri göz önüne alıyor.

Verner Johnson sunar...

Rengin Prairiefire Müzesi tasarımındaki rolü, bölgenin kendine özgü kimliğini anımsatma amacını gerçekleştirmek için kritik öneme sahip. Prairiefire Müzesi, bölgenin hikayesini bir bina tasarımında somutlaştırmak ve insanları duygusal olarak mimarisiyle birleştirmekle banliyönün gururlu, bağımsız ve sürdürülebilir toplum haline gelmesini sağlayan ve insanları yaşadıkları yere ruhsal olarak bağlayan bir sembole dönüşüyor.

Tasarım konsepti Kansas’ın en eşsiz özelliklerinden birisinin görüntüsünü çağrıştırıyor: Çayır yangınları. Bu yangınlar, ağaç ve çalıların çayırları örtmesini önleyerek bozkır ekosisteminin bakımını sağlamak açısından önemli ve projenin LEED Gümüş Sertifikası, sürdürülebilirlik temelli mimari konseptini yansıtan, çevresel açıdan sağlam tasarım ve yapım uygulamalarını kanıtlıyor. Yerleşimden boyutlandırmaya, biçimler, malzeme ve detaylandırmaya kadar bütün tasarım kararları bu “yangın” konseptini işliyor. Aynı şekilde renk de çayır yangınları öyküsünü anlatmakta önemli rol oynuyor. Yapının yumuşak bozkır manzarasını çağrıştıran dalgalı taş “tepeler”i, rengarenk canlı ve açılı “ateş çizgileri”ne bir arka plan oluşturuyor.

Dinamik olarak renk ve yansıması değişen malzeme ile kaplanmış üst üste binen duvarlar “yangın” görüntüsünü temsil ediyor. Bu malzemeler çok renkli yanardöner paslanmaz çelik paneller ve dikroik (iki renkli) cam olup her ikisinin de renk tonu bakış açısına bağlı olarak değişiyor ve bir yangının sürekli hareketini yansıtıyor.

Sergi ve destek alanlarını barındıran “tepe” formları dikey taş kaplamalı “kutular” olup plana dalgalı profillerle yerleştirildi. Taş yapıştırma modeli yerel fosilli kireç taşlarının doğal katmanlaşmasına gönderme yaparken aynı zamanda çayır yangınları fikrini de içeriyor. Yanmış zemine benzetmek için taş yapıştırma modeli zeminde karanlıktan çatı kenarında aydınlığa giden bir renk değişimine sahip. Tabanda kömür rengi parçalı yüzeyli yapay taş kullanılırken yukarıya doğru kırmızılar, kahverengiler, griler ve bronz renklerle devam edilerek parapette beyaza yakın testere yüzeyli doğal Kansas kireç taşı kullanıldı.

Renk değişimini yaratmak için yapıştırma düzeni, her biri iki taşın özel şekilde harmanlandığı yatay bantlarla kırıldı. Bu bantlar sıra, taş büyüklüğü ve harman bileşimi sayısı yönünden çeşitlilik gösteriyor. Örneğin bir bantta 16 inç yüksekliğinde %50 kırmızı %50 kahverengi iki sıra olabilirken bir diğeri %75 kahverengi %25 bronz renkli 8 inç yüksekliğinde iki sıradan oluşabiliyor, öteki ise %50 kahverengi %50 bronz 4 inç yüksekliğinde 3 sıra vb. olabiliyor. Alçak teras duvarları için alacalı, özel renkte yapay taş yaratılmış olup akşamları kullanılan hareketli LED aydınlatması önceden kurgulanmış ateş hattının sönmekte olan közleri gibi görünüyor.

Yangın formları, taş kaplı iki ana “tepe” formunu kuşatarak birbirine bağlıyor ve bina içinden müzenin arkasındaki sulak alan parkına açılan “Büyük Salon” (lobi) formunu oluşturuyor. Geçmişte çayır yangınlarını meşaleleri bir sıra halinde sürükleyen atlar çıkarırdı. Dinamik olarak renk ve yansıması değişen malzeme ile kaplanmış üst üste binen duvarlar “yangın” görüntüsünü temsil ediyor. Bu malzemeler çok renkli yanardöner paslanmaz çelik paneller ve dikroik (iki renkli) cam olup her ikisinin de renk tonu bakış açısına bağlı olarak değişiyor ve bir yangının sürekli hareketini yansıtıyor. Malzemelerin kendine özgü özelliklerine dayanan bu rengarenk görünümü sağlamak için “yangın hatları” değişik açılarda dirsekler yapılarak yerleştirildi.

Işık Girişim Rengi (LIC) paslanmaz çelik paneller üç farklı cila ve dört farklı temel renk kullanılarak dikey bir renk değişim ölçeğinde yerleştirildi. Desenler, alt kısımda mavimsi mor renkten bordo ve yanık turuncuya, en üstte ise altın rengine dönerek bir tablo gibi alev patlamalarını ve kıvılcımları yansıtıyor. Standart düz dikiş uygulamasının kullanıldığı cephelerde hangi çelik panelin nereye yerleştirileceğini gösteren proje dokümanlarındaki “numaralı boyama” referans alınarak, 10.000’den fazla paslanmaz çelik panel kullanıldı.

Kuzey Amerika’da ilk kez uygulandığı kabul edilen son teknoloji ürünü yalıtımlı dikroik cam, özel olarak bu proje için geliştirildi. Benzersiz renk değişimi, dalgalı ve çizgili ayna efektleri belirgin şekilde alevleri çağrıştırıyor. Sadece tek tip cam kullanılmasına rağmen, cam rengi bakış açısına bağlı olarak kırmızıdan, turuncu, sarı ve hatta açık yeşile kadar olan bir aralıkta görünüyor ve yakın mesafede bu renklerin dikey bir değişimini yaratıyor.

Renk iç mekanda da kritik bir rol oynuyor. Dış tarafta yansıtılan canlı ve enerjik sıcak renk spektrumunun aksine dikroik cam zıt renk spektrumunu geçiriyor. İçeriye aktarılan sakinleştirici mavi ve mor ışık, Büyük Salon’un sütunsuz yükselen boşluklarıyla zenginleşen huzurlu bir huşu hissi veriyor.

Renk iç mekanda da kritik bir rol oynuyor. Dış tarafta yansıtılan canlı ve enerjik sıcak renk spektrumunun aksine dikroik cam, zıt renk spektrumunu geçiriyor. İçeriye aktarılan sakinleştirici mavi ve mor ışık, Büyük Salon’un sütunsuz yükselen boşluklarıyla zenginleşen, huzurlu bir huşu hissi veriyor. Dış duvar konstrüksiyonu yenilikçi biçimde tavan kirişlerini destekleyen yapısal çelik çerçeveleri, kaplama perde duvarla tek, ince bir özel sistemde birleştirerek yangının geçiciliğini çağrıştırıyor.

Açıktaki geniş tavan kirişleri ve dolgu panelleri, tavanda helezon şeklinde hafifçe kıvrılan gri dumanlar oluşturuyor. Hediyelik eşya dükkanı ve kafe, yükselerek ve tavanda düzensiz biçimde birleşerek duman formunu oluşturan gri lekeli ahşap kaplama duvarlara sahip. Büyük Salon’daki taş döşemesi de çayır yangınlarını anlatmak için renkten yararlanıyor. Döşeme, dışarıda “yangın hatları” ile karşılaştığı yerde kömür rengiyken, bu renk daha sonra düzensiz biçimde “alazlanmış” mavimsi griye dönüyor. Taş döşeme, Büyük Salon’un merkezinde, dışarıdaki yangın unsurlarından en uzakta alevlerin dokunmadığı çayırları simgeleyen yeşil renge dönüşüyor. Yine de dış mekanın canlılığı, iç mekanda müzenin her iki katını birbirine bağlayan anıtsal merdivenin kırmızı kum taşı kaplamalarıyla vurgulanıyor.