MAA – MELİKE ALTINIŞIK ARCHITECTS
Melike ALTINIŞIK | Kurucu

jüri rolü…
İlk MIPIM deneyimim 2015 yılında olmuştu. O yıl sadece ziyaretçi olarak gitmiş, ortamın nasıl olduğunu ve neler yapıldığını gözlemlemek istemiştim. Bana çok farklı gelmişti; çünkü alışık olduğumuz mimarlık camiasının projelerini anlattığı klasik fuarlardan oldukça ayrı bir atmosfere sahipti. O dönemki bakış açımla çok etkilenmiş, tüm sektör aktörlerine yer verilen bir oluşum olduğunu fark etmiştim.
Sonraki yıllarda yolum oraya düşmedi. Geçen sene MIPIM tarafından bir davet alana kadar katılımım olmamıştı. Benimle iletişime geçerek MIPIM Awards kapsamında üç yıllık jüri üyeliği teklif ettiler.
Önce bir sohbet gerçekleştirdik, ardından davetlerini netleştirdiler ve üç yıllık süreç böyle başladı. İlk jüri toplantısı bu sene gerçekleşti. Yaklaşık 12 kişilik bir kadro vardı; yalnızca ikisi mimardı, diğerleri sektörün farklı alanlarından geliyordu. Onlarla bir arada olmak benim için ilginç bir deneyimdi.
On yıl içinde MIPIM ile ilişkimin böyle bir noktaya gelmesi benim için anlamlı. O zamanlar ofisimiz yeni kurulmuştu, şimdi ise 10 yaşını aşmış bir konumdayız. İş yapma biçimimiz de değişti, MIPIM’in ofisimize nasıl değer katacağına bakışımız da… Bu yüzden jüri üyeliğini çok değerli buluyorum.
Bildiğim kadarıyla jüri üyeleri için bir tavsiye listesi oluşturuluyor. Kimin tavsiye ettiği resmi olarak açıklanmasa da üç yıllık görevim sona erdiğinde benden de böyle bir liste isteneceğini tahmin ediyorum. Muhtemelen ayrılan üyelerin önerdiği isimlerle mülakat yapılıyor ve ardından davet ediliyorlar. Sistematik bu şekilde işliyor diye biliyorum.
Jüri sürecim heyecan vericiydi.
Başvurular netleştikten sonra değerlendirme toplantısı için Brüksel’e gittik. Orada diğer jüri üyeleriyle bir araya geldik. Lokasyon olarak da çok anlamlı bir buluşmaydı. Geçen yılın birincisi olan Royale Belge dönüşüm projesini yerinde ziyaret ettik. Eski bir ofis binası, karma kullanımlı (mixed-use) bir yapıya dönüştürülmüş. İçinde otel, ofis, sosyal alanlar ve şehrin en büyük, en aktif spor salonu yer alıyor. İnsanların dışarıdan da gelip vakit geçirebilmesi için yemek alanlarını genişletmişler. Ortam gerçekten çok keyifliydi.
Binanın kendisi de etkileyiciydi. Sanırım 60’larda yapılmış, yıllar içinde eskimiş ancak bugün kapsamlı bir renovasyonla hem işletmesi hem de mimarisi güncellenmiş. Şehir merkezinden biraz uzakta olmasına rağmen, barındırdığı aktivitelerle adeta şehrin kalbi haline gelmiş. Gün boyu orada vakit geçirerek jüri değerlendirmesini gerçekleştirdik.
Şansıma, bu yıl ilk kez şöyle bir uygulama başlatmışlar: ‘Kazanan projeyi yerinde görelim, doğru karar verilip verilmediğini deneyimleyelim.’ Ben de onlara bunun çok yerinde bir karar olduğunu söyledim. Çünkü seçtiğiniz projenin gerçekte ne ifade ettiğini ancak yaşayarak anlıyorsunuz. Herkes büyülenmişti. Bu uygulamanın önümüzdeki yıllarda da devam etmesi planlanıyor. Bu yılın Overall Winner’ı Polonya’daki Fuzja projesiydi; önümüzdeki dönemde onu ziyaret edeceğiz.
Genel olarak bu sene iyi projeler vardı. Fuzja özellikle değerli bir çalışmaydı. Overall Winner kararını vermek kolay olmadı; birkaç proje arasında kaldık.
Ön seçimleri jüri yapıyor, ardından katılımcıların oyları da dahil edilerek ortalama üzerinden kazanan belirleniyor. Bu yıl dışarıdan oy kullananların tercihleri de jüriyle paraleldi.
değerlendirme & oylama…
Yarışmaya çok yoğun bir katılım oluyor. Zaten bu tür organizasyonlarda genellikle benzer sistemler uygulanır. MIPIM dışında da farklı uluslararası yarışmalarda jüri üyeliği yaptım; buradaki yöntem onlara oldukça benziyordu. Çok sayıda başvuru olduğu için, her jüri üyesine yaklaşık 50–60 proje düşecek şekilde bir havuz oluşturuluyor. Örneğin 600 başvuru varsa, bunlar gruplara bölünüyor ve öyle bir algoritmayla dağıtılıyor ki her projeyi en az 4 jüri üyesi incelemiş oluyor.
Toplantı öncesinde projeleri bireysel olarak puanlıyor, notlar ve açıklamalar yazıyorsunuz. Her kategoride 4–5 jüri üyesinin değerlendirmesiyle öne çıkan projeler belirleniyor. Toplantıda öncelikle bu projeler tartışılıyor. Ancak bazen puan farklarının olduğu ya da gözden kaçma riski taşıyan projelerle karşılaşıyoruz. Bunları gündeme getirip tartışmaya açabiliyorsunuz. Sistem, her projenin mutlaka birkaç kişi tarafından incelenmesi üzerine kurulmuş; çünkü 600 projeyi tek başınıza değerlendirmeniz mümkün değil.
Bir araya geldiğimiz toplantıda, tüm gün boyunca kategorilerinde ilk 10’a kalan projeleri tartıştık. Her birinden en iyi 3 proje seçildi. Tüm kategorilerin birincileri arasından da bir Overall Winner belirlendi. Finalistler daha sonra yayınlandı ve fuar süresince katılımcılar da oy kullanabildi. Yani fuar alanındaysanız finalistlerden birine oy verme hakkınız oluyordu. Ancak bu oy hakkı sadece MIPIM katılımcılarıyla (yaklaşık 20.000 kişi) sınırlıydı; dışarıya açılmamıştı.
Her kategoriye farklı aktörler başvurabiliyor: Mimarlık ofisleri, yatırımcılar ya da inşaat firmaları… Yani başvurular sadece mimarlarla sınırlı değil. Biz de projeleri bu geniş çerçevede değerlendirerek finalistleri belirledik.
Bu yıl jüri ve katılımcı tercihleri paralel ilerledi. Her zaman böyle olmayabiliyor; mesela bizim üçüncü seçtiğimizi katılımcılar birinci yapabiliyor ya da Overall Winner farklı çıkabiliyor. Ama bu yıl sonuçların aynı yönde olması herkesi şaşırttı ve memnun etti.
Tabii jüri içinde fikir ayrılıkları da yaşandı. Benim ciddi itirazlarımın olduğu noktalar vardı. Kimi zaman beş-altı jüri üyesi olumlu oy verirken ben katılmadım. Gerekçelerimi sundum; bazen bu açıklamalar kararın değişmesini sağladı, bazen sağlamadı. Demokratik bir ortam vardı; sonuçta oylamaya bakılıyor ve çoğunluk hangi yöndeyse karar o şekilde çıkıyordu.
Jüride benden başka mimar olarak Camilla VAN DEURS vardı. Uzun yıllar Kopenhag’ın Kent Mimarlığı (Chief City Architect) görevini yürütmüş, geçen sene görevini tamamlamış. Şu an mimarlık faaliyetlerine devam ediyor. Harika bir kadın, çok güçlü bir karakterdi. Onunla birlikte mimar bakış açımızı çok net, gerektiğinde sert bir şekilde ortaya koyduk. Bence günün sonunda oldukça iyi bir seçki ortaya çıktı.
MAA – MELİKE ALTINIŞIK ARCHITECTS
Melike ALTINIŞIK | Kurucu
Turkish Architects Federation olarak ilk bu sene MIPIM’e katılım gerçekleştirildi ve bunu bir topluluk halinde, kolektif birliktelikle gerçekleştirmiş olmasını çok değerli buluyorum.
hazırlık…
MIPIM konusunda çok tecrübem olmasa da gözlemlerime göre, katılmadan önce iyi bir ön çalışma yapmak şart. Hazırlıksız giderseniz orada kayboluyorsunuz. Çünkü sektörün her alanından kurumların ve ofislerin stantları var; inanılmaz bir bilgi yoğunluğu söz konusu. Bu sebeple hangi ajandayı takip edeceğinizi, hangi bakış açısıyla dolaşacağınızı ve kimlerle toplantı yapacağınızı önceden planlamış olmalısınız.
Tesadüfi karşılaşmalar çok nadir yaşanıyor; herkesin takvimi aylar önceden doluyor. Bir saati kaçırdığınızda yeniden randevulaşmanız neredeyse imkansız. Bu nedenle katılımcı, MIPIM’in niteliğinden bağımsız olarak, sürece farkındalıkla hazırlanmalı.
Elbette planınızda olmayan ama dikkatinizi çeken gelişmeler sürece artı değer katabiliyor. Ancak stantların dağılımı ve fuar alanının yapısı nedeniyle gözden kaçırdığınız çok şey olabilir. Sadece dolaşarak keşfetmeye çalıştığınızda bazen bir mimarlık ofisine, bazen bir şehir tanıtımına, bazen de bir federasyona rastlıyorsunuz. Akış içinde kaybolma veya önemli noktaları atlama ihtimaliniz yüksek. Stantları gruplasanız da gruplamasanız da bu karmaşa yaşanabiliyor.
Bu yüzden MIPIM’i bir şehir dokusu gibi görüyorum; yanı başında bakkal da var, ofis de restoran da… Her türlü fırsat mevcut ama bunlardan yararlanmak için hazırlık şart.
Hazırlık derken: Kimler katılıyor, biz oraya ne için gidiyoruz, hedefimiz ne, kimlerle muhatap olacağız? Katılım sistematiği ve randevu arayüzleri bu anlamda oldukça gelişmiş. Kurulan arayüzün iyi işlediğini gözlemledim. Önümüzdeki sene daha net yorumlar yapabilirim; çünkü bu yıl benim için birçok ilki barındırıyordu ve biraz telaşlı geçti.
İnsanların çoğunlukla dışarıda buluştuğunu gözlemledim. Hatta bana da bir davet geldi. Salı günü, MIPIM’den 1,5 saat uzaklıktaki Palais Bulle (Bubble Palace) adında, 60’larda yapılmış baloncuk formunda efsanevi bir yapıya gittik. Sahibi Manchester’lı bir yatırımcıymış. Yaklaşık 80 kişilik bir davetli grubuyla hem villayı gezdik hem de sohbet etme fırsatı bulduk. MIPIM döneminde bu tür etkinliklerin çoğaldığını duydum; fuar vesilesiyle aslında farklı buluşmalar organize ediliyor.
Biz mimarlar genellikle mekana, tasarıma ve topluma nasıl fayda sağlayacağımıza odaklıyız. İş geliştirme (business development) konusu ise çoğu zaman en sonda gelir. MIPIM’de ise durum tam tersi; iş geliştirme en başta yer alıyor.
On yıl önce benim için listenin en sonunda olan bu konu, şimdi ilk sırada olmasa da daha yukarılara çıkmış durumda. Zamanla bilinciniz ve farkındalığınız artıyor, girişimlerinizi de buna göre şekillendiriyorsunuz. MIPIM gibi ortamlar bu açıdan faydalı. Elbette birçok eksiği var, büyük bütçeler harcanıyor ama bunları faydaya dönüştürmek sizin elinizde. Bu sürecin stratejisini belirlemek tamamen katılımcıya bağlı.
Genç kitleye ulaşmak için farklı katılım segmentleri önemli. Bu yıl öğrenci kategorisini de eklemeyi denediler. Fakat tanıtım yeterli yapılmadığı için sadece üç proje katıldı; biz jüri olarak bu yıl ödül vermeyi uygun görmedik. Yine de girişim olarak değerli buluyorum. Çünkü yarışmalar gençlere ulaşabiliyor ve kurumlar için farkındalık yaratabiliyor.
Bizim ofisimizde de yarışmaların özel bir yeri var. Şu ana kadar yarışma yoluyla elde edip inşa ettiğimiz iki projemiz oldu, şimdi üçüncüsü için çalışıyoruz. Kore’de, Performans Sanatları Merkezi yarışmasında 5 finalistten biriyiz. Süreç halka sunumlarla devam etti, şimdi jüri değerlendirmesini bekliyoruz. Yakında ikinci turda yarışacağız. Rakiplerimiz arasında, benim hayatımda önemli yeri olan Zaha Hadid Architects de var.
Hayat böyle; siz azimle devam ettikçe şansınızı adım adım inşa ediyorsunuz. Yarışma yöntemiyle elde ettiğimiz projeler yolculuğumuzu şekillendiriyor, bazıları da inşa edilme fırsatını yakalıyor. Bu nedenle yarışmaları hep önemli bir araç olarak gördüm.
Türkiye Mimarlar Federasyonu…
Turkish Architects Federation bu yıl ilk kez MIPIM’e katıldı ve bunun kolektif bir katılımla gerçekleştirilmesini çok değerli buluyorum. Yıllardır Almanya, Fransa ve İtalya gibi ülkeler bu şekilde yer alırken, Türkiye’nin bu tabloda eksik kalması düşündürücüydü.
Kültürel farklılıklarımız olsa da “Birlikten kuvvet doğar” ilkesine inanıyorum. MIPIM gibi bir ortamda bireysel değil, birlikte var olmak çok daha anlamlı. Türkiye’den mimarlık hizmeti sunulacaksa, bir ofisin tek başına stant açması ile 10–20 ofisin ortak bir vizyonla yer alması arasında büyük fark var.
Dünya bu yönde evrilirken bizim de bunun parçası olmamız ve bu yaklaşımı ileri taşımamız önemli. İlk yıl olduğu için hem olumlu gelişmeler hem de bazı aksaklıklar yaşandı; bu da doğal. Önümüzdeki senelerde daha güçlü, ses getiren ve koordinasyonu yüksek bir katılım olacağını düşünüyorum. Hatta stant alanında küçük konuşmaların, tartışmaların ya da kısa etkinliklerin de yapılabileceğini öngörüyorum.
Federasyonun, sivil inisiyatifin yanı sıra kamudan da destek görmesi gerektiğine inanıyorum. Bu yılki katılım büyük ölçüde bireysel girişimlerle gerçekleşse de yapının küresel ölçekte güçlenmesi adına kamu desteği kritik bir önem taşıyor. Ancak bu süreçte, Federasyonun alacağı destekten bağımsız olarak kendi özgün sesini ve özerk duruşunu korumasının şart olduğunu düşünüyorum.
Türkiye’de bireysellik yaygın; bu bireyden başlıyor, ofise ve diğer alanlara yansıyor. Oysa birlikten güç doğacağı ve rakiplerle birlikte yükselebileceğimiz anlayışının gelişmesi kritik.
Yaşanan aksaklıklar da aslında tatlı sorunlardı; çoğu zamansızlıktan kaynaklandı. Yaklaşık iki ay kala Murat Tabanlıoğlu beni aradı, federasyonun bu girişiminden bahsetti; 10 mimarlık ofisini bir araya getirmek istediklerini söyleyerek beni davet etti. Ben de zaten jüri üyesi olarak MIPIM’de olacaktım, bu vesileyle sürece dahil oldum.
Kısa sürede bağımsız ofislerin ortak kararlar alması, standın tasarlanması, uygulanması ve Cannes’a taşınması gerçekten meşakkatliydi. Tasarımı Dome+Partners üstlendi; ara ara bizimle paylaştılar, ortak kararlarla ilerledik ama ana yükü onlar taşıdı. Bu emekleri için hem kendi adıma hem de diğer ofisler adına teşekkür etmek isterim.
Benim için sürecin bir başka değerli yanı, Ankara’daki mimarlık ofisleriyle tanışma fırsatı sunmasıydı. İstanbul’dakilerle çeşitli etkinliklerde zaman zaman karşılaşıyoruz ama bazı ofislerle ilk defa bu vesileyle tanıştım. Her ofisin farklı iş yapma yöntemi var; bunları konuşmak ve gelecekte nasıl iş birlikleri yapılabileceğini tartışmak çok kıymetliydi.
öne çıkan konular & trendler…
Suudiler gerçekten iddialıydı. Projeleri elbette tartışmaya açık; ancak sunumlarına gösterdikleri özeni takdir ettim. Projelerin insanlarla ve kitlelerle kuracağı ilişkiyi tasarlama ve yönetme biçimleri etkileyiciydi. Çağı yakalamışlardı; öyle stantlar vardı ki bir film sahnesi izler gibi projeleri deneyimliyordunuz. Bunların çoğu da Suudilere aitti.
Öte yandan Taşkent’teki o devasa master planı da hatırlıyorum. Taşkent ekibinin ortaya koyduğu yaklaşımı tutarlı buldum; kentsel yatırım ve geliştirme açısından anlamlıydı.
Suudi projeleriyle kıyasladığımda, Taşkent tarafındaki planlama yaklaşımı bana daha pozitif ve makul göründü. Projeler daha insan ölçeğindeydi; geleceğin kentleşmesine dair daha güçlü ve dengeli bir söz söyleyebilecek noktadaydı.
MIPIM 2025 | perspektif…
10 yıl önceki Melike ile bugünkü Melike’nin bakış açısı arasında büyük bir fark var. O dönem katıldığım mimarlık konferansları ve fuarlar daha çok mimar odaklıydı. 2015’te, ofisimizin henüz yeni kurulduğu yıllarda ilk kez MIPIM’e gittiğimde ortam bana çok farklı gelmiş ve kendimi yalnız hissetmiştim. Çünkü yolun henüz çok başındaydım.
Bugünkü bakış açımla değerlendirdiğimde MIPIM, iş geliştirme için ideal bir platform. Ancak o zamanlar tecrübesizliğin getirdiği bir mesafe söz konusuydu. Dengelerin nasıl kurulduğunu, nasıl adım atılması gerektiğini bilmiyordum. Oradaki potansiyel gücü gördüm ama hazır hissetmediğim için uzak durdum. Yıllarca katılmamamın temel sebeplerinden biri de buydu.
Şimdi baktığımda ise, bulunduğumuz noktada MIPIM’in bizim için çok doğru bir oluşum olduğunu görüyorum.
Çünkü oraya mimarlık tartışmaya değil; yatırımcılar, iş geliştiriciler, kamu kurumları ve RIBA gibi uluslararası birliklerle tanışmaya gidiyorsunuz. Yüz yüze iletişim kurarak, kısa süreli de olsa kendinizi tanıtabileceğiniz bir fırsat alanı burası. Bu fırsatı nasıl değerlendireceğiniz ise tamamen iş geliştirme vizyonunuz ve hazırlığınızla ilgili.
2015’te MAA ve Melike Altınışık henüz hazır değildi, bu yüzden mesafeli kalmıştık. Ancak jüri üyeliği vesilesiyle MIPIM yeniden gündemime geldiğinde, biz zaten birkaç yıldır uluslararası iş geliştirme çabasındaydık. Tamamlanan projelerimiz ve ofisin daha sağlam bir yapıya kavuşmasıyla bu katılım çok doğru bir adım oldu. Üstelik jüri üyeliği, özellikle yurt dışı bilinirliği açısından ayrı bir prestij kaynağı yarattı. Türkiye bu sürecin bir parçası olsa da asıl değer uluslararası tanınırlığa sağladığı katkıydı.
On yıl önce çekindiğim ve uzak durduğum yere bu kez davet edilerek dönmek benim için çok kıymetliydi. Çünkü süreç içinde biz de değiştik; artık MIPIM’in ne anlama geldiğini daha geniş bir perspektifle kavrayabiliyoruz.
Yeni jenerasyonlara dair bir tartışma henüz yapılmadı ama ilerleyen yıllarda bu konunun açılması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü böyle ortamlarda deneyim çok kritik bir rol oynuyor. Bir mimarlık ofisinin o güven ağının bir parçası olabilmesi için ne kadar proje tamamladığı, neler inşa ettiği ve hangi aşamalardan geçtiği önem kazanıyor.
2015’te projelerimiz henüz inşa aşamasına yeni geçiyordu. Şimdi ise Çamlıca Kulesi, Seul’deki Robot & AI Müzesi ve diğer projelerimizle bambaşka bir noktadayız. Deneyimimiz arttıkça orada varlık göstermemiz de anlamlı hale geldi.
Ancak sorun sadece deneyim değil, bütçesel engeller de söz konusu. Katılım ücretleri genç ofisler için ciddi bir yük. Sadece gözlem yapmak için gitmek isteyen bir ofis bile bu engellerle karşılaşıyor. Bence küçük ofislere ve belli bir yaşın altındaki ekiplere bazı ayrıcalıklar tanınabilir; örneğin indirimli katılım ücretleri gibi. Bu tür kolaylıklar, genç ofislerin en azından farkındalık kazanmasına ve iş geliştirme vizyonu edinmesine katkı sağlayacaktır.
Öte yandan yarışmalar bu açıdan bir fırsat sunuyor. Bir ofisin yalnızca tek bir projesi olsa bile, 40 yaş altı, hatta 30 yaş altı, kategorilerle katılım imkanı mevcut. Bu da değerli bir vesile. Yarışma bilinirliğinin artması MIPIM adına da önemli olacaktır. Sonuçta deneyim kritik bir faktör, mimarlığın doğası gereği süreç böyle işliyor.
Mimarlıkta 40 yaşındayken hala genç mimar sayılıyorsunuz, olgunluk dönemi 50’den sonra başlıyor.
Ben şu an 40’larımın ortasındayım; ilk gittiğimde 30’ların ortasındaydım ve yolun çok başındaydım. Hâlâ da öyle hissediyorum, çünkü daha yapılacak çok şey var…
katkı…
Bu yılki katılımımızda, hedeflediğimiz belirli bölgelerden yatırımcılarla tanışma ve görüşme fırsatı bulduk. Onlara, MAA’nın nasıl bir ofis olduğunu, kısa da olsa aktarabildik.
Elbette projelerimiz dünya genelinde mimarlık medyalarında yayınlanıyor ve ofis olarak bu mecralarda belirli bir görünürlüğe sahibiz. Ben Türkiye’den her yıl yaklaşık 20, yurt dışından ise 10 farklı konferansa davet ediliyor ve katılıyorum; kimi zaman jüri üyelikleri de söz konusu oluyor… Yani mimarlık camiası içinde bir bilinirliğimiz var; ancak potansiyel işverenlerin sizi bu yolla keşfetme ihtimali ne yazık ki düşük. Bunu yıllar içinde tecrübe ediyorsunuz.
Konferanslar ve yayınlar kurum kültürünüzü besliyor ve yaymanıza katkı sağlıyor. Marka değeri inşa etmenize katkısı ise tartışılmaz. Nitekim MIPIM’de jüri üyeliği teklifi almam da inşa ettiğimiz bu değer sayesinde mümkün oldu. Ancak maalesef doğrudan iş getirme potansiyeli sınırlı.
MIPIM’in en büyük katkısı, normalde erişmekte zorlandığımız ya da fırsat bulamadığımız ilişki ağlarını hızlandırması. Orta Doğu, Azerbaycan ve Dubai gibi pek çok bölgeden proje yöneticilerine, hatta üst düzey yöneticilere MAA’nın kim olduğunu ve neler yaptığını birebir aktarma şansı yakaladık. Burası, mimarlık hizmetinizin niteliğini göstermek için önemli bir araç. Kurduğunuz bu temaslar sayesinde davetli yarışmalara çağrılabilir ya da doğrudan proje teklifleri alabilirsiniz.
MIPIM’in ana odak noktası, iş geliştirme bağlamında ilişki inşasına başlamak. Bu süreç her zaman hemen sonuç vermiyor; geri dönüşler bazen 6 ay, bazen 2 yıl sonra olabiliyor. Ancak o ilk tanışıklığı sağlamak çok değerli.
Networking kavramının önemine hep inanmışımdır. Birini yıllarca görmeseniz bile, eğer bir iz bırakmışsanız, doğru zaman geldiğinde akla gelen ilk kişi olursunuz. İşte MIPIM’de de tam olarak böyle ilişkiler inşa ediyorsunuz.