INSIDE | Workplace (Large)
Anadolu Ajansı İstanbul Genel Müdürlük Binası
BAB Architects
İrem ARIBAŞ | Kurucu Ortak
finalist olmak & motivasyon…
BAB olarak sektörde, kendi çatısını 6 yıl önce kurmuş genç bir firmayız.
Yaklaşık 17 yıldır tutkuyla sürdürdüğümüz mesleğimizde enerjimizi ve direncimizi her zaman kolektif bilincin gücüne duyduğumuz inanç ile koruyoruz.
Kendi profesyonel alanımız dışındaki konularda işi profesyoneline bırakma ilkemiz ile bu çatı altında çok geçmeden kurumsal iletişim alanında da deneyimli bir danışman firmayla iş birliği yapma kararı aldık. Bu iş birliği, tasarladığımız ve uygulamasını tamamladığımız projelerle uluslararası yarışmalara katılma konusunda bize daima önemli bir cesaret verdi. Kurulduğumuz günden bugüne, inanç ve destekleri doğrultusunda katıldığımız yarışmalardan, biri WAF’a (World Architecture Festival) finalist olan projemiz dâhil, beş uluslararası ödülümüz mevcut.
WAF gibi prestijli bir platformun seçici yaklaşımı, aranan kriterlerin zorluğu ve değerlendirme yöntemleri hakkındaki merakımız, kendi çıtamızı yükseltme arzumuzla birleşerek en büyük motivasyon kaynağımız oldu. Ekipçe yenilikçi fikirler üretmeyi hedeflerken, uluslararası jüri ve meslektaşlarımızın geri bildirimlerini almak da her zaman heyecan verici.
Tüm bu etkenler bir araya geldiğinde, WAF’a katılmak bizim için doğal ve ilham veren bir adım hâline dönüştü.
öne çıkanlar…
WAF manifestosu, net bir şekilde, sektörün her zaman daha iyisini yapmakla sorumlu olduğu bir bakış açısını destekliyor. Bu nedenle, üzerinde durulan konu ve soruların merkez noktası bizce “sürdürülebilirlik”. Festivalin organizasyon sürecine de dâhil edilmiş olan bu odak, projelerin karbon ayak izini nasıl azalttığına, enerji verimliliğini nasıl artırdığına ve yerel ekosistemle nasıl uyum sağladığına ilişkin somut verileri jüri tarafından doğrudan veya dolaylı olarak gündeme getiriyor. Yenilikçi malzeme kullanımı, geri dönüşüm, yeniden işleme [upcycling] ve modüler sistemler de neredeyse tüm projelerde öne çıkan sorular arasında.
Bunun yanı sıra, 2024 oturumlarında dikkatimizi çeken diğer bir çözüm arayışı, esnek ve çok amaçlı mekân tasarımıyla kullanıcı deneyiminin ne şekilde iyileştirilebileceği konusu oldu. Bu vurgunun, pandemi sonrası dönemde ve çağın getirileri doğrultusunda değişen yaşam biçimlerine dair farkındalığı amaçladığını düşünüyoruz.
Yerel bağlam, kültürel kimlik de zaman zaman öne çıkan sorular arasındaydı; ancak projeye göre değişen, belirli durumlarda daha çok vurgulanan bir konu olduğu söylenebilir.
Öte yandan, alanında yılın projesi seçilmiş neredeyse her yapıda tespit edebileceğimiz gibi toplumsal etki ve kapsayıcılık üzerine yapılan irdelemeler ise WAF için bizce her yılın değişmez konusu. Jüri, bir yapının bulunduğu topluma katma değer sunup sunmadığına ve sosyal adaleti, topluluk katılımını veya kapsayıcılığı nasıl gözettiğine büyük önem veriyor. Bu yönde, sosyal etkileşimi artıran ya da dezavantajlı gruplara yönelik çözümler geliştiren projelerin öne çıkması kaçınılmaz oluyor.
hazırlık…
Festival sırasında finalistler için en ufuk açıcı ve değerli deneyim, jüri değerlendirmesinin canlı [live-judged] yapılması. Bu bakımdan WAF finalisti olmak, başlı başına bir kazanım; bu bilinçle bu başarıyı karşılamak, finalistler için tüm süreci çok daha anlamlı kılacaktır.
Hazırlık aşamasında, projenin ölçeği fark etmeksizin sunum için yalnızca 10 dakika ayrılacağını, ardından 8 dakikalık bir soru-cevap bölümü olacağını biliyorduk. Ancak, kategori içinde metraj ve kapsam bakımından bir denklik olacağını düşünmüştük. Öyle değilmiş.
Finalisti olduğumuz Workplace [large] kategorisinde small ve large olmak üzere iki ayrı başlık açılmış olsa da katıldığımız projemiz, kendi kategorimizde inşaat alanı en büyük olanlardan biriydi. Ayrıca, çok çeşitli fonksiyonları, konsept bileşenlerini ve bağlamsal unsurları barındırdığından hayli uzun bir hikâyeye sahipti. Bizim mücadelemiz, hazırlık sürecinde çok daha küçük ölçekli projelerle aynı sunum süresi içinde tüm kurgumuzu ve gerekçelerimizi etkili biçimde nasıl aktarabileceğimiz oldu. Sunum süresi kısıtlı olduğundan, tasarım yaklaşımımızın ve projemizin en önemli noktalarını eksiksiz anlatabilmek için ayrıntılı bir zaman yönetimi yapmak zorundaydık. Bu durum, jüri karşısında yeterince hazır hissetmek konusunda açıkçası biraz zorlayıcı oldu.
Bugün baktığımız yerden, hazırlık sürecimizle ilgili değiştirmek istediğimiz pek bir şey olmasa da eklemek istediğimiz bir yaklaşım var: Soru-cevap kısmını da sunumun bir parçası gibi ele alarak, bu bölüme özel süre ve stres yönetimini daha planlı hâle getirmek. Böylece hem sunumu hem de sonrasındaki etkileşimi çok daha verimli kılmak mümkün olurdu görüşündeyiz.
WAF hakkında…
WAF, her şeyden önce 3 gün boyunca devam edecek çok yönlü bir festival sürecini katılımcılar için son derece planlı ve verimli kurgulama olanağı sağlayan bir alt yapıyı profesyonel şekilde oturtmuş bir organizasyon. Festival öncesi ve festival sırasındaki sürecin tamamına ait yol haritanız organizasyon tarafından adım adım siz sormaya fırsat bulamadan sağlanıyor.
Etkinlik takvimimizi planlayabildiğimiz ve profesyonel etkileşimi kurgulayabildiğimiz mobil uygulamaları sayesinde oturum ve etkinliklerin tümü hakkında bilgi sahibi olabildik. Ancak tabii ki çakışmalar sebebiyle deneyimleme fırsatı bulamadığımız oturumlar ve etkinlikler de oldu. Buna rağmen, WAF’ın çok sayıda farklı ülkeden mimarı, iç mimarı, tasarımcıyı, sektör profesyonellerini son derece nitelikli projeler eşliğinde bir araya getirmesi, global ölçekte sektörün ne yöne evrildiğini gözlemlemekle ilgili objektif bir platform sağlamış oldu bizler için. Meslektaşlar olarak kültür ve gelenek ayrıcalıkları gözetmeksizin aynı dili konuştuğumuzu, benzer heyecanları, dertleri paylaştığımızı görmek mesleğin evrenselliğini ve bu değerli yönünün değişmezliğini hatırlatan güzel bir deneyimdi. Bununla birlikte, katılım fırsatı bulduğumuz 2024 yılı versiyonunun, Turkish Stones’un WAF’a sponsor olduğu ilk yıla denk gelmiş olması, bu ilk heyecanı bizler için ikiye katlayarak ayrı bir gurur ve mutluluk kaynağı oldu.
WAF | Best Use of Stone ödülünün bu yıl Turkish Stones sponsorluğunda verilmesi, ülkemiz adına bu değerin uluslararası tanıtımı açısından oldukça stratejik ve etkili bir adımı bize göre. Bu özel ödülün ve ilerleyen yıllarda dileriz ki devamı gelecek benzer girişimlerin, dünya genelinde çok daha fazla sayıda tasarımcıyı projelerinde Türk doğal taşlarını kullanmaya teşvik ederek, marka değerini uluslararası ölçekte arttıracağı tartışmasız bir gerçek.
WAF 2025 & Miami…
WAF’ın ilk kez Amerika’da düzenlenecek olmasını heyecan verici bir gelişme olarak görüyoruz. Özellikle Miami’nin küresel turizm ve kültür merkezi konumu, festivalin global çapta bilinirliğini ve erişilebilirliğini daha da artıracaktır. Dolayısıyla bu durum, WAF’ın küresel mimari arenadaki kapsayıcılığına olumlu yönde katkı sağlayacaktır.
Amerika açılımının WAF üzerinde yaratacağı en önemli etki, festivalin çok daha geniş bir katılımcı yelpazesine ulaşması olacak bizce. Tabii bununla birlikte, Miami’nin cazibe merkezi olması katılımcı sayısını yükselteceğinden rekabet ortamı da belirgin biçimde kızıştıracaktır; bu da projelerin özgünlük ve kalite çıtasını daha da yukarı çekecektir şüphesiz.
Belli ki festivalin 2025 sürümü, biz adaylar kadar seçici kurulun işini de bir parça zorlaştıracak gibi…
WAF’ın gelişimi & ilerlemesi…
WAF’ın web sitesini ziyaret ederek hakkımızda bölümüne göz attığınızda “WAF is where the world’s architecture community meets to share expertise and learn from each other.” şeklinde başlayan bir paragraf ile karşılaşıyorsunuz. Bu cümle öncelikle, oldukça seçici bir değerlendirme ile yaptığı işin profesyonelleri pozisyonunda bir araya getirilen evrensel bir topluluğun, paylaşacak ve birbirinden öğrenecek konuları olduğunun altını çizmesi açısından çok kıymetli. Bu yönde, organizasyonun misyonunu konumlandırdığı yer açıkça ifade edilmiş. Kişilerin ve şirketlerin marka değeri ve kimliklerinin ötesinde, yapı tasarımını odak alan, mesleğin kimliğini esas kabul eden ve geleceğini gözeten çok doğru bir duruş bize göre.
Gelişim ve ilerleyişin her şeyden önce istikrar ile mümkün olabileceğine inanan bir ekip olarak, WAF’ın festival başlığı altında düzenlenen canlı bir yarışma platformu şeklinde ilk çıkışı olan 2008 yılından bugüne ulaştığı prestiji ve başarıyı bu duruşa bağlıyoruz.
Örneğin Inside 2023: World Interiors of the Year Judging – Super Jury koltuğunda bir önceki yıl jüri üyesi olarak izlediğimiz Mark Dytham [Klein Dytham Architecture], 2024 festivalinde yarışmacı olarak yer almaktaydı. Fender Flagship Tokyo projelerinin World Retail of the Year 2024 yani kategorisinin birincisi olması sayesinde 2024 yılının Super Jury oturumunda kendisini bu sefer yarışmacı olarak izleme fırsatımız oldu. Proje, yılın iç mimari projesi seçilmese de bizi en etkileyen sunumlardan biridir. Bir tasarımcının hangi koltukta olursa olsun, o güne dek biriktirdiği sıfatlarını bir kenara koyarak ve orada bulunma amacının son derece farkında bir duruşla sunum yapmak üzere sahneye çıkarken yanına sadece tasarlarken içinde yaşanıldığı, her detayının düşünülerek tasarlandığı çok belli olan canlı bir projeyi paylaşmaya karşı duyduğu coşkuyu ve heyecanını almış olması günümüzde az rastlanabilen özel bir andı. Bu yönde, özlem duyduğumuz böyle bir etkileşimi tekrar yaşama fırsatını bize nihayetinde WAF sağlamış oldu. Buradan çıkışla, bir organizasyonun duruşu neyse herkes için geçerli olmasa da aslında katılımcı çoğunluğunun duruşu da zamanla buna evriliyor.
Bu sebeple, bizce WAF olduğu gibi; ilkelerinden ödün vermeden, aynı yolda büyümeye devam etmeli. Bu yönde doğal bir gelişim kendiliğinden sağlanacaktır. Barcelona’dan çıkışla, Berlin, Amsterdam, Lisbon, Singapore, önümüzdeki yıl Miami olmak üzere dünya genelinde geniş bir menzile temas etmesi de zannediyoruz ki bu gidişatın bir göstergesidir.
Ancak; bunun yanı sıra, tek başına WAF özelinde olmasa da benzer organizasyon ve yarışma platformlarına karşı, katılımcılar tarafından zaman zaman dijitalleşme ve çevrimiçi katılım gibi konulara dair beklentilere rastlıyoruz. Biz, mesleğimizin doğası gereği organik teması olmazsa olmaz gördüğümüzden bu taleplere pek katılmıyor ve açıkcası pek desteklemiyoruz.
Dileriz World Architecture Festival daha çok uzun yıllar boyunca her yıl dünyanın yeni bir ülkesinde meslek profesyonellerinin fiziksel olarak bir buluşma noktası olmaya devam eder.
INSIDE | Workplace (Large)
Anadolu Ajansı İstanbul Genel Müdürlük Binası
Anadolu Ajansı İstanbul Merkez ve Açık Ofis Projesi, köklü bir geçmişe sahip uluslararası bir haber ajansının değişen ihtiyaçlarına yanıt verebilmek amacıyla tasarlanmış bir iç mekân projesidir.
1920 yılında kurulan Anadolu Ajansı, Türkiye’nin iletişim, yenilikçilik ve objektif haber sunumu alanlarında önemli bir rol üstlenmiş ve zengin bir tarih birikimi oluşturmuştur. Ajansın bu mirası, tasarımda hem geçmişinin köklülüğünü hem de geleceğe yönelik vizyonunu yansıtan bir yaklaşımı gerektirmiştir. Bu doğrultuda, iletişim, yenilikçilik, iş birliği ve objektiflik gibi kurumun temel değerleri tasarım hedefleri olarak belirlenmiş ve projeye yansıtılmıştır.
Proje, toplamda 15.000 metrekare inşaat alanına sahip, 3 bodrum kat, zemin kat ve 12 normal kat olmak üzere bir yapının iç mekân tasarımını kapsamaktadır. Yapının dış cephe tasarım ve uygulaması tamamlanmış, ancak iç mekânlar kaba inşaat halinde teslim alınmıştır. Bu durum, kabuk ve çekirdek durumundaki yapının iç mekân ihtiyaçlarına uygun şekilde uyarlanmasına imkân sağlamıştır. Bina, şehrin manzarasına bakan iki cephesi ve ormana bakan bir cephesi ile kavşakta yer almaktadır. İç mekânlar, çevresel avantajlardan maksimum düzeyde faydalanmak üzere düzenlenmiştir. 
Binanın giriş noktaları, çalışanlar ve ziyaretçiler için ayrı şekilde tasarlanmıştır. Çalışanlar için zemin katta, ziyaretçiler için ise birinci bodrum katta olmak üzere, iki ana giriş bulunmaktadır. Bu ayrım, binadaki dolaşımı kolaylaştırmış, yoğunluğu azaltmış ve çalışan mahremiyetini korurken ziyaretçilerin kendilerine ayrılmış alanlara kolay erişimini sağlamıştır. Bu girişlerden başlayarak, bina genelinde tutarlı bir tasarım dili benimsenmiştir. Binanın dikey dolaşım çekirdeği, iç mekân düzenlemelerinde kilit bir rol oynamış, dolaşım koridorlarının her katın ortasında konumlanmasıyla çalışma alanlarına eşit erişim ve hızlı hareket imkânı sunulmuştur.
Doğal ışık, bir mekânın deneyimini iyileştiren temel unsurlardan biridir. Hem bireysel iyi oluşu desteklemek hem de enerji verimliliği sağlamak adına doğal ışık kullanımı tasarımın ana hedeflerinden biri olmuştur. Tipik ofis katlarında çalışma alanları, cephe boyunca konumlandırılarak doğal ışığın en iyi şekilde içeri alınması sağlanmıştır. Ayrıca 12. katta tavan pencereleri eklenmiş ve bu sayede daha kapalı bir plana sahip yönetici katının iç mekânları bile doğal ışık alacak şekilde düzenlenebilmiştir.
Projenin temel unsurlarından biri de esneklik olmuştur. Ofis katlarının tasarımında, departmanların özel ihtiyaçları göz önünde bulundurulmuş, ancak bu ihtiyaçların dinamik bir yapı olan Medya Merkezi için zamanla değişebileceği dikkate alınarak esnek bir yapı kurgusu benimsenmiştir. Solid duvarlar yerine mekân podyumlarla bölünmüş, bu düzenleme gelecekteki altyapı güncellemeleri için adaptasyon kolaylığı ve mekânsal şeffaflık sağlamıştır. Podyum konsepti bina genelinde tutarlı bir tasarım dili olarak uygulanmıştır. İdari alanlarda cam bölme duvarlar tercih edilerek şeffaflık pekiştirilmiş ve mekânlar arasında bağlayıcı bir etki yaratılmıştır. Bu düzenleme, 270 derecelik panoramik bir görüş sunarken minimalist ve şeffaf mobilyalarla mekâna hafiflik katmıştır. Modüler tasarım, esnekliği artırıcı bir unsur olarak uygulanmıştır. Bu bağlamda, üç açık ofis katı tipi geliştirilmiştir. Yönetici ve çalışan sayısına göre uyarlanabilen bu kat tipleri, minimum varyasyonla modüler bir düzenleme sunmaktadır. Mekanik ve elektrik altyapısı en yoğun kat tipi baz alınarak uygulanmış, böylece gelecekteki düzenlemelerin hızlı ve sorunsuz yapılabilmesi sağlanmıştır.
Arşivciliğin önem taşıdığı ajans için, birinci bodrum katta tam kat yüksekliği gerektirmeyen alanlarda asma katlar oluşturularak ek depolama alanları sağlanmış, ofis katlarında ise yerleşik depolama çözümleri çok amaçlı mobilyalarla desteklenmiştir
Doğal ışık ve biyofilik tasarım ilkeleriyle desteklenen sosyal alanlar, topluluk duygusunu pekiştirmek ve bireysel iyi oluşu artırmak amacıyla projede önemli bir yer tutmuştur. Birinci bodrum katta; spor salonu, dijital medya duvarı, sergi alanları ve tarihi ses kayıtlarının dinlenebildiği ses duvarı gibi sosyal etkileşim fırsatları sunan mekanlar bulunmaktadır. Zemin katta ise Kafe-Bistro, Konferans Salonu, Sergi Alanı ve Kütüphane gibi işlevsel ve sosyal alanlar tasarlanmıştır. Ofis katlarında dolaşım yolları boyunca yerleştirilen oturma alanları ve köşelere konumlandırılan oyun alanlarıyla rekreasyon desteklenmiştir. Her kata “think-thank” adı verilen küçük sosyal toplantı alanları eklenmiş ve sessiz bireysel çalışmalar için akustik korumalı kabinler yerleştirilmiştir. Yönetim katında ise daha özelleşmiş rekreasyon alanları bulunmaktadır. Katın merkezinde yer alan “Glass Bubble”, buluşmalar için konforlu bir ortam sunarken koridor sirkülasyonunu da yönlendirmektedir. Teras katında bir toplantı odası ve bir kütüphane yer almaktadır.
Her bireyin eşit hissedebileceği mekânlar tasarlanırken, büyük organizasyonlar için kaçınılmaz olan hiyerarşi dengesi de özenle ele alınmıştır. Bu bağlamda, mekânsal düzenlemelerde organizasyon içindeki görev dağılımları ve iş süreçlerine uygun bir yapı oluşturulmuş, hiyerarşi gereksinimleri eşit ulaşım ile uyumlu bir şekilde tasarıma entegre edilmiştir. Mekânsal ulaşımlar, çalışanların görev tanımları ve organizasyondaki rolleri doğrultusunda optimize edilerek hem erişilebilirlik hem de işlevsellik ön planda tutulmuştur. Yöneticilerin ve çalışanların mekânsal konumlandırması arasında hem ayrım hem de bağlayıcı bir denge gözetilmiştir.
Her bölümün mekân oluşturuluş biçimi, tutarlı bir tasarım diliyle benzer tutulmuş, ancak mekânsal ayrıştırmalar renk ve dokular gibi detaylarla sağlanmıştır. Renk ve doku seçimleri, organizasyon içindeki farklı departmanları ifade ederken, aynı zamanda kullanıcılar arasında yönlendirme kolaylığı sunmayı hedeflemiştir. Ofis katlarının genel tasarım kurgusu, her katı temsil eden özgün bir renk konseptiyle detaylandırılmıştır; böylelikle katların işlevselliği ve organizasyonel kimliği, mekânsal bütünlükten ödün vermeden vurgulanmıştır.
Ayrıca, kapsamlı bir peyzaj projesi hayata geçirilmiş ve bu tasarım, iç ve dış mekânlar arasında uyumlu bir denge kurarak binanın genel tasarım felsefesiyle bütünleşen bir çevre oluşturmuştur. Peyzaj düzenlemesi, estetik bir unsur olmanın ötesinde, bireysel iyi oluşu destekleyen doğal ve huzurlu bir ortam sunmayı amaçlamıştır. Bu düzenleme, tasarımın bütüncül ve insan odaklı yaklaşımını güçlendiren önemli bir katkı sağlamıştır. 
Proje Yeri
İstanbul
Arsa Alanı
2.990,00 sqm
Toplam İnşaat Alanı
15.000,00 sqm
Proje Başlangıç & Bitiş Yılı
2021 – 2023
İşveren
Anadolu Ajansı
İç Mimari Proje ve Tasarım Ekibi
İrem Arıbaş, Hüseyin Beş, Yurdaer Beş, Fırat Ceylan, Meltem Rabia Şimşek
İç Mimari Konsept Proje Tasarımı
BAB Architects
3 Boyutlu Görselleştirme
BAB Architects
İç Mimari Uygulama Projesi
BAB Architects
Özel İmalat Mobilya Tasarımı & Uygulama
BAB Architects
İç Mekân Peyzaj Projesi
Verda Botanic
